Tarih yaşlanmayı unutturuyor insanlara.Rakamlar ve olayların öykülenerek anlatılması zamanı yaşayan bir olgu hatta bizimle birlikte var olan bir varlık gibi algılamamıza neden oluyor.Zaman geçiyor denildiğinde sanki yıpranan yok olan harcanan zamanmış gibi algılanıyor.Bu paranın,ürünün değişimini sağlayan bir araç olmaktan çıkıp ürünün kendisi gibi algılanması gibi bir durum. François Quesnay 1875’te insan topluluklarının doğal kanunu olarak nitelediği,malların dolaşımını ve bu dolaşımda paranın işlevsel yönünü anlattığı girdi- çıktı tablosu doğal kanun felsefesi olarak tanımlanıyordu.Paranın değişimine konu olduğu üründen ayrı olarak bir değer ifade etmeye başlaması yani doğal durumdan çıkış parayı üretilen bir değer,bir ürün haline getirmişti.Alınır,satılır,değer kazanır,kaybeder vs.
Yaşlanmayan,yıpranmayan ve hiç ölmeyen zaman yaşanan felaketler,çekilen çileler ve acılar ile biraz daha renkleniyor ve her dönem ayrı bir değermiş gibi insanlığın önüne sunuluyor.Oysa her dönem bir birinin aynı,sadece zamanın hammaddesi olan insan değişiyor her jenerasyon bir öncekini tarihselleştiriyor yaşanılan her ne olursa olsun birkaç rakam bir olay ve zaman içerisinde bir ana dair edinilmiş basit bir tecrübe olarak gelecek döneme aktarılıyor.Tıpkı bin bir eziyetle elde edilmiş ürünün para gibi aslında var olmayan bir değer ile değişiliyor anlamını yitiriyor olması gibi… devamı yok
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder